Telefon
WhatsApp
YÜREKLERİ ISITAN DİPLOMASİ

Bu gidişe uluslararası odaklar da çanak tutuyor. Türkiye’nin kardeş coğrafyalarla yeterince ilgilenememesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Ülkemizi birçok cephede aynı anda sıkıştırıyor, oyalamaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, kardeş ülkelerin birliği, ortak hareket yetenekleri arttıkça üzerimizde öyle kolay oyunlar oynayamayacaklar. Türk devletleri dünyanın merkez güçlerinden biri olma kudretine erişecek, başat aktörlerden olacak.

Bizim ülkemiz üzerinde oyunlar oynanırken, diğer Türk ülkeleri rahat mı bırakılıyorlar? Elbette hayır. Buralarda da yine Türklerin birlik ve beraberlik içinde olmasından rahatsızlık duyan, bunu kendi sömürgecilik siyasetlerinin sonu olarak gören devletler, her türlü ali-cengiz oyununu sergiliyor, yakınlaşmanın güçlenmesine, uzun on yıllar boyu birbirlerinden ayrı kalmış Türk halklarının buluşup kardeşleşmesine engel olmaya çalışıyorlar. Velhasıl coğrafyalarımız üzerindeki büyük oyunlar bitmiyor.

Ancak buna rağmen, devletlerimiz güçlendikçe, kendi ayakları üzerinde durmaya başladıkça bu ayak oyunlarını bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunun son örneği Özbekistan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanlarının art arda birbirlerinin ülkelerine gerçekleştirdikleri resmi ziyaretlerdir.

Konunun önemini anlatabilmek bakımında önce bu iki ülkenin stratejik konumunu ve tarihi misyonlarına kısaca işaret etmek, hatırlatmak önemlidir kanaatindeyim.

Biliyorsunuz Özbekistan, Türkistan’ın en büyük nüfusa sahip ülkesidir. Yaklaşık 40 milyonluk bir nüfusu bulunmaktadır. Bu nüfus aynı zamanda Türkistanlılık ruhuna sahip nüfustur. Özbekistan, Sovyetler Birliği’nin ayak oyunları sonucu, Hazar ile bağlantısı kesilerek bir kara ülkesi haline getirilmişti malum. Aynı şekilde tarihi ve kültürel bakımdan çok büyük benzerlikler taşıdığı Uygurlarla da irtibatlarını yok edebilmek için Doğu Türkistan’la olan tarihi sınırları ortadan kaldırılmıştı.

Ne var ki güneş balçıkla sıvanmaz. Çünkü Özbekistan, İmparatorluklar Beşiği Türkistan’ın bu mirasını en güçlü şekilde uhdesinde yaşatan bir ülkedir. Bu ise onu bölgenin en önemli aktörü haline getirmektedir. Bu büyük mirasın verdiği ruh, bu ülkeyi bölgenin merkez ülkesi haline getirmekte ve ayağa kalkması coğrafyanın talihini değiştirecek bir nitelik taşımaktadır.

Azerbaycan ise, özellikle Karabağ Savaşını kazandıktan sonra Kafkasya bölgesinin en güçlü devleti ve lider ülkesi olma vasfını daha da güçlendirmiştir. Bunun yanı sıra Türkiye ve Türkistan’ı birleştiren, onların arasında köprü olma niteliği taşıyan bir ülkedir. Bu anlamda Azerbaycan’ın güçlenmesi aynı zamanda Türk dünyasının da güçlenmesi, birleşmesinin hızlanması demektir.

İşte bu iki önemli Türk devletinin liderleri, geçtiğimiz günler içerisinde uluslararası diplomasi de pek rastlanmayan bir sürece imza attılar.

Önce Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Azerbaycan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, uzun yıllardır iki ülke arasında görülmeyen, üst düzey bir ziyaretti. Mirziyoyev’in son derece sıcak görüntülere sahne olan bu ziyaretinde iki ülke arasında birçok önemli anlaşmaya imza atıldı, yürekleri ısıtan mesajlar verildi.

Bu ziyaretin hemen ardından, aradan birkaç gün bile geçmeden, bu kez Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan’a resmi ziyarette bulundu. Bu ziyaret de son derece sıcak, samimi görüntülere sahne oldu. Yine önemli anlaşmalara imza konuldu. Ama daha da önemlisi, bu ziyaretler sırasında verilen mesajlardı.

Bunların en dikkat çekici ve tüm Türk dünyasını ilgilendirenlerinden birisinin altını çizmek istiyorum burada. Bu sözler, Cumhurbaşkanı Aliyev’in bir Özbek müzik grubuyla sohbeti sırasında dile getirildi. Bu vesileyle, diplomaside hiçbir şey gelişigüzel söylenmez prensibini hatırlatayım önce.

Aliyev konuşmasına Özbek sanatçıların konuşmalarının tercümesine ihtiyaç olmadığını, çünkü yüzde yüz anladığını ifade ederek başladı.  Özbekistan ve Azerbaycan milli müziklerinin birbirine çok benzediklerini çünkü aynı kökten geldiklerini söyledi. Ve ardından, Özbeklerin de Azerbaycanlıların da aynı Türk medeniyetine mensup olduklarını altını çize çize vurguladı. Yani demek istedi ki, bırakalım boyculuk, şuculuk-buculuk yapmayı, Türk olduğumuzu hatırlayalım. Biz aynı milletiz ve adımız Türk’tür.

Aliyev’in bu sözleri yüreğinden gelerek, inanarak söylediği her halinden belliydi. Hemen yanında bulunan Mirziyoyev de gerek yüz ifadesi gerekse sözlü onaylarıyla Aliyev’i tasdik ettiğini gösteriyordu. Böylece iki lider, uluslararası diplomaside örneğine pek rastlanmayan bu karşılıklı ziyaretleriyle tüm dünyaya da açık bir mesaj vermişler ve Türk olmanın gururunu paylaşmışlardır.

Velhasıl, Azerbaycan ve Özbekistan arasında gerçekleşen bu en üst düzey ziyaretler, Türk dünyasının geleceği açısından son derece önemli bir gelişmedir ve bölgede gözü olanlara, yeni oyun peşinde koşanlara açık bir mesajdır.

İnanıyoruz ki gelişerek devam edecektir.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği