Telefon
WhatsApp
HAYLARIN SOYKIRIM YALANI UNUTULAN GERÇEKLER

   Ermeni diasporasının diretmeleri ve kiliseler vasıtasıyla harcanan paralarla Batılı 'dostlarımızın' "Ermeni soykırımı" konusundaki bizi rencide eden, tarihi gerçekleri çarpıtan 'duyarlılıklarını', ancak tarihi belgelerle ortaya koyarak bastırabiliriz. ABD başkanlarının 'Ermeni soykırımı' konusundaki ısrarlı tutumları da, ancak böylesine çarpıcı belgelerle önlenebilir. Bugüne kadar ABD başkanlarının 1915'deki Ermeni tehcirini bir 'soykırım' olarak tanımlamaları, Ermeni milliyetçilerini tatmin etmedi, etmiyor. ABD Temsilciler Meclisi'nde 1915 olaylarını bir 'soykırım' olarak tescil ettirerek ileriki aşamalar için ortam hazırlama peşindeler.

Hocalı Katliamı

Yani? Yani, önce itiraf, sonra tazminat, sonra da toprak istekleri ABD Temsilciler Meclisi kararlarıyla ilişkilendirilecek. Ermeniler unutmasınlar ki Azerbaycan Türkleri tazminat toprak davası açmaya kalkarsa ki, bunu yapmaları gerekir,  Ermeniler üzerinde yaşadıkları yapay Ermenistanı kaybetmek durumunda kalırlar. Çünkü üzerinde yaşadıkları topraklar Türk topraklarıdır. Azerbaycan ile Türkiye’nin bir ayrısı gayrısı yoktur. Birbirimizin davası aynı davadır. “Soykırımı” diyor Ermeni; hayır! Azerbaycan’daki soykırımla, Kıbrıs’ta yapılan İran’da yapılan soykırımla, bugün  Doğu Türkistan’da, Ukrayna’da yapılan soykırımla karşı karşıya getireceksin; bunlara destek verenleri utandıracaksın.                                   Çok yakın bir geçmişte, 1990-95 yılları arasında, uygar Avrupa'nın orta yerinde, yüzbinlerce masum insan yalnızca ve yalnızca Müslüman oldukları için katledilirken, 26 Şubat 1992’de Hocalı’daki soykırımı ve bütün yapılanları görmezden gelen Batılı devletler, yüzyıllar boyunca yan yana iç içe yaşayabilmiş insanları birbirlerine düşman etme, çıkarlarına alet etme konusunda Ruslar kadar çok becerikliler. Kuzey Amerika’da kızılderilileri, Güney Amerika’da Mayaları, İnkaları, Olmekleri, Tolktekleri yeryüzünden silenler, bugün Türkleri soykırım yapmakla nasıl suçlayabiliyorlar? Bunun hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Dün olduğu gibi bugünün tek gerçeği, tek doğrusu güçtür; güçlü olanın dediği doğrudur. Bugün, Doğu ile Batı’nın kavuşma bölgelerinin en önemli noktalarından biri olan Kafkasya’da Rusya ile ABD arasında bir önalma savaşı sürmektedir. Gelişmelere bu açıdan baktığımızda gerçekleri bugün Yukarı Karabağ’da yaşanan ve sinsi oyunlarda daha kolay görebiliriz.

Bugün genel kanı olarak göç olayının sadece bir tarafı görülüyor, diğer bir deyilişle sadece Anadolu’daki zorunlu göç, Ermenilerin tehciri görülüyor. Nitekim Taşnak Partisi liderlerinden olan Ermenistan’ın İlk Başbakanı Kaçaznuni 1923’te Taşnaksutyun Partisi Kongresi’nde, „Önce biz silahlandık, Ruslarla birleşerek Türkleri arkadan vurduk. Öldük. Öldürdük. Türkler tehcir kararında haklıydılar”diyordu. Aslında zorunlu göç olayları sadece Ermeni tehciri demek değildir. O tarihlerde ve ondan övceki 1877-1878 (93 Harbi) nde ve Birinci Dünya Savası’nda Güney Kafkasya’dan özellikle de Batı Azerbaycan’dan Türklerin sürülmesi gerçekleştirilmişti. Ayrıca Ermeniler için en kötü zorunlu göç, Ruslar çekilirken, geri çekilen ordularıyla birlikte yaşadıklarıdır. Zorunlu Ermeni göçünde soykırım yapıldığını iddia edenler, göçten sonra hala yaşayanları görmemezlikten geliyorlar. ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ve soykırımı onaylayan devletler soykırımın tanımını bilmiyorlar mı? Halbuki ikiyüz binden fazla göçmen Ermeni, Büyük Suriye’ye ulaşmış ve yaşamışlardır. Bugün adı konulmayan suriyeli göçmenler arasında ermenilerin de olduğu bilinmektedir. İşte bu ermeniler Suriye’ye 1915’te kafile halinde giden ermenilerin torunlarıdır. Bu konuda elimizde yeterince belgeler vardır. Ayrıca İstanbul, İzmir, Edirne ve diğer bölgelerde Osmanlı kontrolu altındaki Ermeni vatandaşları ne tehcir edildi ne de saldırıya uğradılar. Bu gerçeklerin ışığında mantıksız olarak soykırım iddiaları direnemez. Eğer soykırım olduğu hala düşünülüyorsa o zaman 1915 ve 1916’da öldürülen Türklerden ve Kürtlerden de bu yüzkızartıcı suçta kurban olarak bahsedilmeleri gerekiyor.

Nüfüs ile ilgili bilgiler de çok kullanılan birer uydurmacadır. Ermeni milliyetçilerinin bu konuda kendilerine özgü bir zorlukları vardı. Osmanlı imparatorluğu devrinde Türkiye’den  ayırmayı planladıkları topraklarda azınlığı oluşturuyorlardı. Bu sorunun çözümü ise uydurma istatistikler oluşturmaktı. Ermenileri Doğu Anadolu’nun en büyük etnik grubu olarak gösteren uydurma rakamlar ortaya çıktı. Bu nüfus sayılarıyla ilgili istatistikler, ismini Marcel Leart olarak değiştiren bir Ermeni tarafından, Ermeni Patriki’nin çalışmalarıymış gibi gösterilerek Paris’te basıldı. Doğal olarak Ermenilerin sayısı abartıldı ve Türklerinki de olduğundan az gösterildi. Nitekim Birinci Dünya Savaşı başlarında Ermeniler “Osmanlı Ermenistan” (Ottoman Armeniya) diye tabir ettikleri bölgede toplam nüfusun yalnızca yüzde 17’sini teşkil etmekteydiler. Aslında dünyadaki tüm Ermeniler Doğu Anadolu’ya gelseler yine de orada çoğunluk oluşturamazlardı. Ama bu veriler Birinci Dünya Savası’dan sonra Doğu Anadolu’yu Ermenilere hibe etmek amacı ile kullanılmaya başlandı, ve günümüzde de düzenli olarak kullanılmaktadır.

Kısacası yakın tarihte Yukarı Karabağ topraklarının işgali de 366. Tümenin yardımıyla gerçekleştirilmişti. Karabağdaki bugünkü savaşın suşlusu da Rusya’dır. Rus askerleri Ermeni taşnaklarla Hocalı’da Türkleri çocuk, yaşlı demeden öldürdüler. Soykırım yaptılar. Katliamdan sonra Rusya televizyonu ve yabancı basın yayın organları utanmadan Yukarı Karabağ’da Hoçalı’da yapılan katliamları tek taraflı olarak verdiler. Nitekim Yukarı Karabağ’daki katliamları yapanlar ermeni çabulçuları değildi, Rus silahlı kuvvetlerine ait birliğin asker ve komutanları idi. Rus askerleri Ermenilerle birlikte Azerbaycan köylerini bugün Ukrayna’da yaptıkları gibi talan ettiler. Suçsuz, silahsız insanlar katledilirken dünya suskundu. Bizler bu katliamlar yaşanırken her şeyden habersizdik. İlk haberi yayan gazetecilerden çengiz mustafayev öldürüldü, diğerleri susturuldu. Nasıl oldu da otuz yıldır sustuk susturlduk? Bugün bile toprakların kısmen azat edildiği tarihte bizim tarihcilerimiz yazarlarımız Hocalı’nın adını anmaktan çekiniyorlar. Nerede bizim tarihçilerimiz? Nerede bizim araştırmacılarımız neden araştırılmıyor, kimler engel oluyor. Neden susuyorlar? Susmak bütün yaşanan bu olayları katliamları kabullenmek değil miydi? Hocalı soykırımının CD’leri, Azerbaycan elçilikleri aracılığı ile bütün ülkelere ulaştırılmalı, dünya kamuoyuna duyurulmalıdır. Bu belgesel yardımı ile Hocalı soykırımı, yalnız Türklerin değil, tüm insanlığın davası yapılmalıdır.”

UKrayna Marjopol katliamı

Hayların Türk’ün yok olması için müşterek gayeler vardır; Haylar, ‘Biz Türk düşmanlığıyla varız, Türk düşmanlığıyla yaşarız’ derler. Rumlar da öyledir; Türk düşmanlığıyla vardırlar. Bütün tarihleri bu düşmanlığa dayanmaktadır.

Ermeniler her yıl 24 Nisan’da İrevan’da taşnak Antronikin heykeli önünde “ermeni soykırımı” adlı anma törenleri düzenliyorlar. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışındaki Ermeni taşnak milliyetçileri suretle güçlendi, bunun başlıca sebebi de tehcir olaylarında Fransa vd ülkelere yerleşmiş ve diasporadaki Ermeni kiliselerinin siyasi partilerin münhasıran etnik karakteri ile açıklanabilir. Ermeni kilise ve okullarında partilerinde Türklerin Ermenileri soykırıma uğrattıkları konusu sürekli işlenmeye başlandı.1915 sözde “Ermeni Soykırım”ı olaylarının 50.Yıldönümüne tekabül eden 1965 yılında yalnızca İrevan’da değil, tüm dünyada Ermeni diasporasının propagandası neticesinde Ermeni soykırımı tanıtılmıştı. İrevan şehrinde anma törenleri gerçekleştirilmiş 1967 yılında da İrevanda bir ermeni soykırım anıtı dikilmişti. Mitinglerde dağıtılan bildiri ve pankartlarda. Batı Ermenistan Ermenilerin olmalıdır. Yukarı Karabağ, Nahçıvan, Kars, Erzurum, Ardahan, Van vilayetleri Ermenilere iade edilmelidir.  Ermeniler birleşin 1915 yılının öcünü alma zamanıdır sloganları yer almıştı. Bu tür mitingler İrevan’da yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı baskıları artırdı. İrevandan binlerce Türk öz yurtlarını topraklarıı yitirdi, terketti.      

Ermeniler 60’lı yıllarda İrevan’da düzenledikleri ilk mitingde Türkler, 1915’te 300 bin Ermeni katlettiler. 1965 yılında ise Türkler bir milyon Ermeniyi katlettiler diye mitinge toplaşmışlardı. Yukarıda belirttiğim gibi 1915 tarihinde Türkiye’de Ermenilerin sayısı 500 binden fazla değildi. Ermenilerin asıl amacı ise topraklar elde etmekt. Daha sonra  bu mitinglere toplananlar Karabağ bizimdir, Karabağ Ermenistan’a verilsin diye sloganlar atmaya başlamışlardı. O sırada ise Yukarı  Karabağ’da da Ermeniler artık ayaklanmıştı. Ermenilerin toprak tazminatı iddiasıyla ortaya attıkları sözde soykırım iddialarını bütün dünya bize kabul ettirmeye çalışıyor ve Nisan aylarında sınır kapılarının açılması için büyük mücadeleler veriyorlar. Bizim topraklarımız belli, Türkiye ve Azerbaycan tek millet olarak bundan sonra kimseye verecek toprağımız yok...

 

Ög. Üyesi Sevil İrevanlı Uluslararası Vizyon Üniversitesi Gostivar.

Medya Grup Finlandiya

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği