Telefon
WhatsApp
HAYDİ OYUN OYNAYALIM!

Haydi oyun oynayalım! Öyle bir oyun olsun ki, içinde samimiyet, dürüstlük, çocukça bir yürek olsun. Çıkartalım cebimizdeki tüm bilyeleri. Hani şu rengarenk olan cam bilyeleri. Kıymet verdiğimiz tüm renklerin, tek tek camların içine sıkıştırıldığı, yuvarlak olanlarından. Sokakta, yerlere avuç avuç  saçtıklarımızdan olsun. Mavileri bir cebimize, kırmızıları diğer cebimize koyalım. Adaleti tam orta yerine sıkıştırıp, en sevdiğimizi en güzelini  karşılıksız hediye edelim. Oyun oynarken öğrenirdik paylaşmayı, sosyalleşmeyi, öfkemizi kontrol etmeyi. Bir anlamda küçük bir devlet kurardık dar sokaklarda. Kuralları en garibanımızı koruyacak şekilde koyar, ezilmesine izin vermezdik. Deneyimleyerek kendi kendimize  öğrenmemizi  sağlayan,  eğlenmek amacıyla ve içsel olarak güdülenen,  bazen kuralları belirlenmiş ve bilinen,  bazen de kendiliğinden gelişen ve mutluluk, coşku, heyecan,  merak duygularını da içinde barındıran  davranışlardan oluşurdu oynadığımız Oyun…

Tarihi insanlık kadar eskidir. Montaigne’e göre çocuğun en ciddî etkinliği, Piaget’e göre dünyayı tanıma aracı, Roger Caillois’a göre bireysellikten sosyal ve kültürel bir yapıya geçmesini sağlayan bir araç olarak tanımlanır. Vygotsky’e göre çocuğun sosyal yönden gelişmesini sağlayan, Winnicott’e göre ise çocuğun duygusal gelişimini sağlayan en önemli etkinliklerdir. Çocuk oyunda düşünür, bazen sevinir, bazen üzülür, mücadele etmeyi, problem çözmeyi, hayatı öğrenir. Geleneksel olanları vardır. Kültürün öğrenildiği ve gelecek kuşaklara aktarıldığı oyunlardır bunlar. Bazıları zihnimizi zorlar, bazıları beynimizi zorlar. Hepsinin bir amacı ve faydası vardır. SOS, Söz cük Avı,  İsim Şehir , Yeni Sözcük Bul, Benzetmece , Dalya (Kimileri Dokuz Taş ya da Yedi Kiremit de diyor), Sekiz Kuyulu Taş gibi oyunlar anılarda kalsa da,  izleri bu oyunları bilenler için hala devam etmektedir.

Eskiden Türk çocukları ağaç parçaları, çaputlar, kemikler, taşlar, kum, yaprak vb. gibi doğada olan pek çok nesne ile oyun oynarlardı. Geniş aileler şeklide yaşayan Türklerde, çocukların oyun oynaması büyük kardeşlerin gözetiminde olurdu. Bir anlamda, daha çocukken sorumluluk verilirdi. Koruyup kollamayı, gruplar arasında oluşabilecek kavgaları, çatışmaları engellemek için diken üstünde beklerlerdi.  Çocuklarla ilgilenen yaşı büyük çocuklar, “Oyun kurarak” küçüklere oyun oynatırdı. Çocukların oynadığı oyunların pek çoğu Orta Asya’dan değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Bunun en belirgin örneği “Karaguni” denilen saklambaç oyunudur.

Mesela  Münüz oyunu. Münüz, boynuz, buynuz oyunu olarak da geçer. Oyun, su kenarında her çocuğun önüne kum çekmesi ile başlar. Münüz bir hafıza oyunudur. Boynuzu olan hayvanları ebe olan kişi sayar ve sırayla herkes bunu kuma vurarak tekrar eder. Hızlı oynanan oyunda ebe boynuzsuz hayvan söylerse ve bunu diğer çocuklardan biri ebeye uyup tekrar ederse ceza alırdı.  Dikkat gerektiren Münüz oyunun cezası şaşıran çocuğun suya atılmasıydı.

Günümüzde olmayan  diğer bir oyunsa kız çocuklarının bazı nesneleri insana benzetip onlarla oynamasıdır. Nesne genellikle ailedeki kişilere benzetilir. Kızlar “Kuzurcuk” denilen oyunda ağaç dallarını bebeklere benzetirdi ve dallardan oyuncak bebek yapardı. En ilkel hali ile oyuncak bebek, uzun çubuğa kısa çubuğun yatay olarak bağlanması ve çöplerle çubuğa saç takılması şeklinde yapılmıştır. Bir diğer oyun ise; Tükler’in oynadığı ve futbolun atası olan oyun “Tepük” oyunudur. Oyun, sert bir cismin keçi, koyun yünü, deri parçaları ile yuvarlak bir top yapılmasıyla oynanırdı. Çin kaynaklarına göre, MÖ II. yüzyılda, İç Asya’da Türkler’in ayak topunu yani futbolu, ustaca oynadıkları kaydedilmiştir.Kaşgarlı Mahmut, Divânu Lügati’t-Türk adlı eserinde “Tepük” oyunu şöyle anlatır: “Kurşun eritilerek iğ ağırşağı şeklinde dökülür, üzerine keçi kılı veya başka bir şey sarılır, çocuklar bunu teperek oynarlar.”Çinli gezgin Hiuan, “La Tartarie” adlı eserinde Asya’da Tsang’da kız ve erkeklerden oluşan takımların ayak topu oynadıklarını belirtir. Hiuan, oyun hakkında şu satırları yazar: “Büyük mabetlerde sık sık ayak topu müsabakaları yapılır. Bu oyunda topa elle dokunulamaz. Ya ayakla, ya da başla vurulur ve böylece topu hasım kaleden içeri sokmak için uğraş verilir.”

“Tarih-i Timur” adlı eserde, Timur döneminde Türklerin, içi havayla doldurulmuş kuzu postundan yaptıkları topla oynadıkları; oyunda topa elle dokunmanın ve topu çizgiden dışarı çıkarmanın yasak olduğu yazılıdır. Timur’un bu oyunu askerlerine çeviklik ve manevra kabiliyeti kazandırmak için oynatmıştır.Seyyid Ali Ekber “Hıtay-ı Name”‘ adlı eserinde oyundan söyle bahseder: “Ve top oyunu Hıtay’da güzeller işidir. Ve dahi harabeti (düzensiz kalabalık) çok olan ve sığır kursağından top yüzmüşler (yapmışlar) ve mahbub (erkek) ve mahbubeleri (kadınları) durdurmuşlar. Ve topa ayaklar ile ururlar (vururlar). Şöyle ki; elin ol topa değdirmeye ve ol topu yere düşürmeye ve nazik ayak ile dürde (ite), saklara (baldırlara) ve usulsüz vurmak ve yere düşürmek ve daireden taşra (dışarı) çıkmak vaki olmaz.”

Orta Asya’da oynanan “Köçürme” isimli oyun,  günümüzdeki dokuz taşa benzeyen bir oyundur. Amaç rakibin taşını devirip kendine taş almaktır. Evlilik törenlerinde kesilmiş hayvan, kız tarafından kaçırılır ve damat tarafı gelini kovalardı. O zaman bu oyun “Kız-Börü” adını alırdı. Atlı oyunların bir başka şekli de düğün törenlerinde kız ve erkeğin bir mesafe içinde karşılıklı olarak “Beyge” (Babiga) oyunuydu. Amaç hedefe önce varmaktı. “Çöğen” de eski Türkler arasında yaygın bir oyundu. Bu oyun bugün adına Tibet dilinde top anlamına gelen Puludan alınarak Polo denilen atlı hokey oyununun ilk şeklidir. İlk defa Türkler tarafından oynandığı söylenen bu oyun, İranlılarca “çevkan”, Bizanslılarca da “çukanyan” adı ile oynanmıştır. Bugün Anadolu’nun birçok yerinde oynanan atlı cirit oyunu, eski Türklerin çok sevdiği bir binicilik oyunuydu. Cesaret, algılama sürati, refleks, denge gibi emosyonel ve motorik özellikleri bünyesinde barındıran bu oyun iyi bir binicilik ve ata hakim olmayı gerektirirdi (Öztelli).Yakut ve Saka Türkleri  hala beş taş oynar.  Büyüklerimizin oynadığı ve şu an pek sık oynanmayan Çelik-Çomak oyunu da aynı şekilde değişmeden günümüze kadar gelmiştir.

Aşuk/Aşık oyunu Türklere özgü halen Orta Asya’da oynanan bir oyundur ve misket oyunun atasıdır. Hayvanın aşık kemiği ile oynanan oyunda kemik misket, cinci, cıncık gibi düşünülebilir. Bu oyunda önemli olan aşık kemiğinin düz yüzünün yere gelmesidir. Aşık dört yüzlü bir kemiktir. Cuk oturdu kelimesi tam yerine geldi manasında hedeflenen (Misket oyunu gibi) aşık’ın vurulmasına denirdi. (Turkish WORLD UNION). Buna benzeyen bir sürü oyundan bahsedebilir. Bu oyunlarda, günümüzde oynanan oyunlardaki, kan revan görüntüleri göremezdiniz. İnsanların öldürüldüğü sahneler yoktur. Sizi ailenizden kopartıp, küçücük odalara hapsetmezdi. Tüm oyun malzemeniz bir maustan ve bir ekrandan ibaret değildi. Dokunurdunuz. Koşardınız. Araştırırdınız. Arkadaşlarınızla paylaşırdınız. Zihniniz ve bedeniniz sürekli hareket halindeydi. Üretirdiniz. Paylaşmayı, sevmeyi, sorun çözmeyi öğrenirdiniz. Bedeniniz ve zihniniz sürekli zinde olurdu. Aldatılsanız da sonu hep barışla biterdi. Annenizin elinize tutuşturduğu birkaç yemiş, birazcık meyveyi küçük parçalara böler, herkesle paylaşmanın keyfini yaşardınız. HAYDİ OYUN OYNAYALIM!  Ama eski oyunlar gibi olsun. Dürüstçe ve olduğumuz gibi. Biz gibi oynayalım. (Eski Türklerde Spor ve Oyun Geleneklerine Tarihsel Bir Bakış, Aras Diler. Apr 28, 2019)

Kahramanmaraş Özel Karaoğlan kişisel gelişim kursu

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Reklam

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Meral Eczanesi
0 344 232 12 00
Markasi Hastanesi Acil Karşısı Diş Hastanesi Civarı Perifer/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Şimşek Eczanesi
0 344 224 23 71
Milli Eğitim Müdürlüğü Cad. A101 Market Karşısı Çarşı/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Demet Eczanesi
0 344 215 23 68
Mimar Sinan Mah. Kadın Doğum Ve Çocuk Hast. Karşısı Kadın Doğum/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Doğa Eczanesi
0 344 221 23 13
Hayrullah Mah. 4. Sk. No: 7/D Vatan Hast. Karşısı Megapark/Vatan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Kaynar Eczanesi
0 344 215 20 26
Haydar Bey Mah. Tekerek Yolu Akdo İlerisi Taç Sitesi Altı Tıp Fakültesi/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Özcan Eczanesi
0 344 212 78 65
Yörük Selim Mah. 12 Şubat Cad. No:5 Devlet Hastanesi/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Afşin
Osmanbey Eczanesi
0 344 511 40 26
Pınarbası Mah.Atatürk Cad.No:18 Afşin/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Andırın
Göksenlı Eczanesi
0 344 561 22 28
Hükümet Cad. Bıla No Andırın/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Çağlayancerit
Çaglayan Eczanesi
0 344 351 25 15
Çağlayancerit Devlet Hastanesi Yanı Çağlayancerit/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Ekinözü
Ekınözü Eczanesi
0 344 481 23 90
Içmeler Mah. Ibnı Sına Mah. No:25/A Ekinözü/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Emek Eczanesi
0 344 413 82 12
Karaelbıstan Kasabası Fatıh Mah. Hastane Cad. Bıla No Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Mutlu Eczanesi
0 344 415 32 55
Güneslı Mah.Malatya Cad.No:31/E Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Göksun
Iskender Eczanesi
0 344 714 26 22
Tepebası Mah.Atatürk Caddesı 22/C Göksun K.Maras Göksun/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Narlı
Sağlık Eczanesi
0 344 331 20 98
Narlı Cumhuriyet Mah.Atatürk Cumhuriyet Bul.No:15/A Narlı/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Nurhak
Nurhak Canlar Eczanesi
0 344 471 30 00
Hüyük Mah. Yaşar Kemal Cad. No:3/B Nurhak/K.Maraş Nurhak/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Pazarcık
Ege Mavi Eczanesi
0 344 319 11 83
Mehmet Emin Arıkoğlu Mah. 27.Sok. No:31/A Pazarcık/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Türkoğlu
Kübra Eczanesi
0 344 502 95 85
Eski Fizik Tedavi Hastanesi Karşısı Türkoğlu/Kahramanmaraş


Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği