Telefon
WhatsApp
ERMENİ YALANLARI TARİH FARKLAR VE KAYNAKLAR

Diğer insanlar gibi tarihçiler de politik amaç ve ideolojilere sahiptirler, fakat gerçek bir tarihçi gerçekleri onun inancını doğrulamadığında hatalarını da kabul eder. Ancak davası uğruna her şeyi göze almış bir milliyetçi bunu asla yapmaz. Milliyetçi egilimleri korumak amacıyla yazılmış yanlı tarih ile olması gereken tarih arasında çok büyük bir fark vardır. Tarih geçmiş hakkındaki doğruyu bulmayı hedefler. Tarihciler doğrunun aldatıcı olduğunun farkındadırlar. Kararlarını etkileyen önyargılarının olduğunu bilirler. Bütün gerçeklere hiç bir zaman ulaşamayacaklarını, fakat tüm bunlara rağmen her zaman doğruyu bulmaya çalışırlar, o dogru her ne ise.

 

ERMENİ MEZALİMİ

Bu çerçevede sizinle İrevan gazetesinde zaman zaman paylaşacağım Batı Azerbaycan ve İrevan’ın tarihi ile ilgili Ermeni yalanlarını, Batı Azerbaycan’da yapılan soykırım ve sürgünleri gerçek tarihçilerin verdiği bilgiler doğrultusunda sizlere aktaracağım.

Günümüzde süre gelen Ermeni meselesi tartışmaları boyunca tarih yazmaya çalışan politikacıları hedef alan bir yaklaşım ortaya çıkmıştır.

Tarihçiler özellikle şu temel soruları soraralar: “Bir Ermenistan varmıy dı”?  Bu soruyu çürüterek için tarihçilerimiz ve akademisyenlerimiz bütün gerçekleri gün işıgına çıkararak Batı Azerbaycan’nın tarihini ve İrevan’n önceden bir Türk şehri olduğunu kamuoyuna ve tüm dünyaya ispat etmelidirler.  Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu içinde kendi devletlerini haklı olarak talep edecekleri kadar Ermenilerin çoğunluğu oluşturduğu bir bölge varmı dır?

Bunların cevaplarını bulabilmek için, tarihçiler özellikle istatistik arşivleri olmak üzere, devlet nüfus istatistiklerine bakarlar, çünkü devletler çok nadiren kendi kendilerine yalan söylerler. Devletler kendi vatandaşlarının sayısını bilmek, onları anlamak, izlemek askere almak ve daha önemlisi vergilendirmek için bilmek isterler. Bugün genel kanı olarak göç olayının sadece bir tarafı görülüyor, diğer bir deyilişle sadece Anadolu’daki zorunlu göç, Ermenilerin tehciri görülüyor. Nitekim Taşnak Partisi liderlerinden olan Ermenistan’ın İlk Başbakanı Kaçaznuni 1923’te Taşnaksutyun Partisi Kongresi’nde, „Önce biz silahlandık, Ruslarla birleşerek Türkleri arkadan vurduk. Öldük. Öldürdük. Türkler tehcir kararında haklıydılar”diyordu. Aslında zorunlu göç olayları sadece Ermeni tehciri demek değildir. O tarihlerde ve ondan övceki 1877-1878 93 Harbinde ve Birinci Dünya Savası’nda Güney Kafkasya’dan özellikle de Batı Azerbaycan’dan Türklerin sürülmesi gerçekleştirilmişti.  Ayrıca Ermeniler için en kötü zorunlu göç, Ruslar çekilirken, geri çekilen ordularıyla birlikte yaşadıklarıdır.

Zorunlu Ermeni göçünde soykırım yapıldığını iddia edenler, göçten sonra hala yaşayanları görmemezlikten geliyorlar. ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ve soykırımı onaylayan devletler soykırımın tanımını bilmiyorlar mı? Halbuki ikiyüz binden fazla göçmen Ermeni, Büyük Suriye’ye ulaşmış ve yaşamışlardır. Bu konuda elimizde yeterince belgeler vardır. Ayrıca İstanbul, İzmir, Edirne ve diğer bölgelerde Osmanlı kontrolu altındaki Ermeni vatandaşları ne tehcir edildi ne de saldırıya uğradılar.

 

AMERİKANIN YAPTIĞI SOYKIRIMLAR BİLİNMELİ

Bu gerçeklerin ışığında mantıksız olarak soykırım iddiaları direnemez. Eğer soykırım olduğu hala düşünülüyorsa o zaman 1915 ve 1916’da öldürülen Türklerden ve Kürtlerden de bu yüzkızartıcı suçta kurban olarak bahsedilmeleri gerekiyor.

Nüfüs ile ilgili bilgiler de çok kullanılan birer uydurmacadır. Ermeni milliyetçilerinin bu konuda kendilerine özgü bir zorlukları vardı. Osmanlı imparatorluğu devrinde Türkiye’den  ayırmayı planladıkları topraklarda azınlığı oluşturuyorlardı. Bu sorunun çözümü ise uydurma istatistikler oluşturmaktı. Ermenileri Doğu Anadolu’nun en büyük etnik grubu olarak gösteren uydurma rakamlar ortaya çıktı. Bu nüfus sayılarıyla ilgili istatistikler, ismini Marcel Leart olarak değiştiren bir Ermeni tarafından, Ermeni Patriki’nin çalışmalarıymış gibi gösterilerek Paris’te basıldı. Doğal olarak Ermenilerin sayısı abartıldı ve Türklerinki de olduğundan az gösterildi. Nitekim Birinci Dünya Savaşı başlarında Ermeniler “Osmanlı Ermenistan” (Ottoman Armeniya) diye tabir ettikleri bölgede toplam nüfusun yalnızca yüzde 17’sini teşkil etmekteydiler. Aslında dünyadaki tüm Ermeniler Doğu Anadolu’ya gelseler yine de orada çoğunluk oluşturamazlardı. Ama bu veriler Birinci Dünya Savası’dan sonra Doğu Anadolu’yu Ermenilere hibe etmek amacı ile kullanılmaya başlandı, ve günümüzde de düzenli olarak kullanılmaktadır.  

          “1828 ve 1854 yıllarında Ruslar iki kez Doğu Anadolu’ya hücum etmiştir ve yerli Ermeniler onların tarafını tutmuşlardı. Her iki seferde de Ruslar çıkıp gidecek oldukları zaman kendileri ile yüz bin Ermeni taraftarını Güney Kafkasya’ya getirmiş, onları kovulan Türk ve Müslümanların yaşadığı topraklarda yerleştirmişlerdi.

Ermeniler Batı Azerbaycan topraklarında gerek nüfus, gerekse soykırım konusunda gerçekleri gizlemelerine rağmen, pek çok Batılı tarihçilerin ve akademisyenlerin eserlerinde hatta Taşnaksutyun partisinden Zare Vand Nalbantyan’ın ve Kaçaznuni’nin tahrifleri yanında gerçekler anlatılmaktadır. Nitekim bütün belge ve kaynaklarda 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında İrevan’da (bugünkü Ermenistan) topraklarında nüfuzun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu ve Türklere karşı soykırım yapıldığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

 Böylece Ermenilerle Rusların 200 yıl boyunca devam eden Batı Azerbaycan’ı Türklerden temizleme politikası 1989 yılında başarıyla sonuçlandı.  Neticede Ermenistan Ermenilerin yaşadığı homojen bir ülke haline getirildi. Türk milletini ve Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlayan Ermeniler unutmasınlar ki, ortada bir soykırım varsa, bu soykırımı ispat edecek bütün belgeler tek bir Türkün bile kalmadığı bugünkü homojen devlet olan Ermenistan’daki durum da ispat ediyor. Ermeniler asıl soykırımı Batı Azerbaycan’da İrevan’da yapmışlardır.

Soykırım’ın (genocide) tanımı belli değil mi; soykırımda, "bir etnik grubu, yalnızca bu etnik grup oldukları için yok etme" kastı aranmaz mı? Peki, 1915'de Ermenilerin yaşadıkları, kökü yüzyıllar öncesine uzanan bir kin, nefret ya da intikam duygusundan değil, yalnızca ve yalnızca savaş koşullarından kaynaklanan bir durum olduğu tarihi bir gerçek değil midir? Bu gerçek, yani Ermenilerin yüzyıllar boyu kanatları altında yaşadıkları Osmanlı'yı tahrik ettikleri, hatta Rusya ve diğer devletlerin ordularına katılarak, ihanete varan uygulamalarla tehcire ortam hazırladıkları gerçeği, bizzat yukarıda adı geçen Ermenistan'ın ilk Başbakanı Kaçaznuni tarafından dile getirilmemiş midir?

Dünyanın neresinde olursa olsun, "Ermeni soykırımı" dendiğinde Kaçaznuni'nin itiraflarını suratlarına  çarpmamız gerekmez mi? Kaçaznuni'nin "...Türkiye'nin tehcir kararı doğruydu" itirafı, bugün tepemizde Demokles'in kılıcı gibi sallandırılan "Ermeni soykırımı" suçlamasının bertaraf edilmesi açısından çok önemli bir belgedir. Kullanmasını bilebilirsek, soykırım iddiaları siyasi platformdan bilimsel platforma kayar, tarihçilerin tartıştığı, sözde soykırım yalanları tarihçilerin sonuca bağlamaları gereken bir konu olur. Belgelere dayandırıldığında tarih yalan söylemez.

1949 Cenevre Sözleşmesi ve 1948 Soykırım Sözleşmesi'ndeki "ağır suçlar" ile "soykırım suçu", 8 Ağustos 1945 Nurnberg Askeri Mahkemesi tarafından tanımlanan ve BM Güvenlik Kurulu'nun 13 Şubat ve 11 Aralık 1946 kararlarıyla onaylanmış insanlık suçlarıdır.

Ermeniler her zaman bu güç savaşında maşa olarak kullanılmıştır ve kullanılmaya devam edilecektir. 19 yüzyıldan beri süregelen Ermeni meselesinin uzantısı olan ermeni soykırımı bu gün bile Rusya’nın ve Batılı devletlerin her fırsatta ellerinde tuttuğu paslı bir silahtır. 

Kuzey Amerika’da kızılderilileri, Güney Amerika’da Mayaları, İnkaları, Olmekleri, Tolktekleri yeryüzünden silenler, bugün Türkleri soykırım yapmakla nasıl suçlayabiliyorlar? Bunun hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Dün olduğu gibi bugünün tek gerçeği, tek doğrusu güçtür; güçlü olanın dediği doğrudur. Bugün, Doğu ile Batı’nın kavuşma bölgelerinin en önemli noktalarından biri olan Kafkasya’da bir Rusya ile ABD arasında bir önalma savaşı sürmektedir. Gelişmelere bu açıdan baktığımızda gerçekleri daha kolay görebiliriz.

Ermeni diasporasının diretmeleri ve harcanan paralarla Batılı 'dostlarımızın' "Ermeni soykırımı" konusundaki bizi rencide eden, tarihi gerçekleri çarpıtan 'duyarlılıklarını', ancak tarihi belgelerle ortaya koyarak bastırabiliriz. ABD başkanlarının 'Ermeni soykırımı' konusundaki ısrarlı tutumları da, ancak böylesine çarpıcı belgelerle önlenebilir. Bugüne kadar ABD başkanlarının 1915'deki Ermeni tehcirini bir 'soykırım' olarak tanımlamaları, Ermeni milliyetçilerini tatmin etmedi, etmiyor. ABD Temsilciler Meclisi'nde 1915 olaylarını bir 'soykırım' olarak tescil ettirerek ileriki aşamalar için ortam hazırlama peşindeler.

Yani, önce itiraf, sonra tazminat, sonra da toprak istekleri ABD Temsilciler Meclisi kararlarıyla ilişkilendirilecek. Ermeniler unutmasınlar ki Azerbaycan Türkleri tazminat toprak davası açmaya kalkarsa ki, bunu yapmaları gerekir, Ermeniler üzerinde yaşadıkları yapay Ermenistanı kaybetmek durumunda kalırlar. Çünkü üzerinde yaşadıkları topraklar Türk topraklarıdır.

Çok yakın bir geçmişte, 1990-1995 yılları arasında, uygar Avrupa'nın orta yerinde, yüzbinlerce masum insan yalnızca ve yalnızca Müslüman oldukları için katledilirken, 26 Şubat 1992’de Hocalı’daki soykırımı ve bütün yapılanları görmezden gelen Batılı devletler, yüzyıllar boyunca yan yana iç içe yaşayabilmiş insanları birbirlerine düşman etme, çıkarlarına alet etme konusunda Ruslar kadar çok becerikliler. 11 Aralık 1946'da kabul edilip 12 Ocak 1951'de yürürlüğe giren "Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi"ne göre, "Bir devletin sorumluluğuna ilişkin sorunlar, Uluslararası Adalet Divanı'nda çözülecektir." Burada sonuç alabilmek için, Divan'ın önüne güçlü deliller koymak gerekir.

Türkiye’den degerli gazeteci-yazarımız Mustafa Kemal Sallı soykırımla ilgili siyaset ilişkilerine dayanarak söyle yazmaktadır:

 „Anımsamış olmalısınız, 15 Kasım 2000'de Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'yi "Modern Türk devletinin kurulmasından önce Ermenilere uygulanan soykırımı kamu önünde tanımaya" çağırması, 18 Ocak 2001'de Fransız Ulusal Meclisi'nin, "Fransa 1915 Ermeni soykırımını tanır" tasarısını onaylaması, Ermenilerin Avrupa Konseyi'nden "itiraf/ tazminat/ toprak" taleplerini dile getirmelerine ortam hazırlamıştı. ABD Temsilciler Meclisi'nin ve Avrupa parlamentolarının Ermeni soykırımını tanıdıklarına ilişkin alacakları kararlar da, Ermeniler tarafından, "itiraf/tazminat/toprak" talebiyle, Uluslararası Adalet Divanı'nda açılacak davalarda kanıt olarak kullanılacaktır.

Ermenilerin yıllardır süren çabaları sonucu her Mart-Nisan döneminde “ABD soykırımı tanıyacakmı” diye bir sancı başlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin daha kurulmadığı bir dönemde karşılıklı yaşanmış bazı olayları gerçekleri tahrif etmek suretiyle bize fatura etmeye çalışan Ermenilerin yalanları artık Türkler için hiçbir şey ifade etmemektedir. Onlar kendileri söyler kendileri dinler gibi oldular.

Gerçek dışı senaryolarına da bazı ülkelerde bir kısım oy avcısı politikacıları ve baktığınızda adam zannedeceğiniz devlet adamlarını inandırmaktalar. Türk düşmanlığı genlerine işlemiş Batı dünyası, Attila’dan beri ruhlarının derinliklerindeki korku ve komplekslerini Ermeniler üzerinden tatmin etmeye çalışırken aynı zamanda Türkiye üzerinde oynayabilecekleri bir kartı da ellerinden bırakmak istemiyorlar. Uluslararası düzenin aktörleri kendi çıkar dengelerini kurarken “yerine göre havuç-yerine göre sopa” hesabıyla deyim yerindeyse dizginleri ellerinde tutuyorlar.

 

Kahramanmaraş Özel Karaoğlan kişisel gelişim kursu

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Reklam

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Meral Eczanesi
0 344 232 12 00
Markasi Hastanesi Acil Karşısı Diş Hastanesi Civarı Perifer/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Şimşek Eczanesi
0 344 224 23 71
Milli Eğitim Müdürlüğü Cad. A101 Market Karşısı Çarşı/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Demet Eczanesi
0 344 215 23 68
Mimar Sinan Mah. Kadın Doğum Ve Çocuk Hast. Karşısı Kadın Doğum/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Doğa Eczanesi
0 344 221 23 13
Hayrullah Mah. 4. Sk. No: 7/D Vatan Hast. Karşısı Megapark/Vatan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Kaynar Eczanesi
0 344 215 20 26
Haydar Bey Mah. Tekerek Yolu Akdo İlerisi Taç Sitesi Altı Tıp Fakültesi/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Özcan Eczanesi
0 344 212 78 65
Yörük Selim Mah. 12 Şubat Cad. No:5 Devlet Hastanesi/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Afşin
Osmanbey Eczanesi
0 344 511 40 26
Pınarbası Mah.Atatürk Cad.No:18 Afşin/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Andırın
Göksenlı Eczanesi
0 344 561 22 28
Hükümet Cad. Bıla No Andırın/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Çağlayancerit
Çaglayan Eczanesi
0 344 351 25 15
Çağlayancerit Devlet Hastanesi Yanı Çağlayancerit/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Ekinözü
Ekınözü Eczanesi
0 344 481 23 90
Içmeler Mah. Ibnı Sına Mah. No:25/A Ekinözü/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Emek Eczanesi
0 344 413 82 12
Karaelbıstan Kasabası Fatıh Mah. Hastane Cad. Bıla No Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Mutlu Eczanesi
0 344 415 32 55
Güneslı Mah.Malatya Cad.No:31/E Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Göksun
Iskender Eczanesi
0 344 714 26 22
Tepebası Mah.Atatürk Caddesı 22/C Göksun K.Maras Göksun/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Narlı
Sağlık Eczanesi
0 344 331 20 98
Narlı Cumhuriyet Mah.Atatürk Cumhuriyet Bul.No:15/A Narlı/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Nurhak
Nurhak Canlar Eczanesi
0 344 471 30 00
Hüyük Mah. Yaşar Kemal Cad. No:3/B Nurhak/K.Maraş Nurhak/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Pazarcık
Ege Mavi Eczanesi
0 344 319 11 83
Mehmet Emin Arıkoğlu Mah. 27.Sok. No:31/A Pazarcık/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Türkoğlu
Kübra Eczanesi
0 344 502 95 85
Eski Fizik Tedavi Hastanesi Karşısı Türkoğlu/Kahramanmaraş


Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği