Telefon
WhatsApp
BİRİNCİ TÜRK DÜNYASI STK ÇALIŞTAYI

Doğrusu Federasyon Başkanı İsmail Cengiz Ağabeyin beni de çalıştaya davet ettiğini öğrenince böyle bir tablo ile karşılaşacağıma ihtimal vermemiştim. Gelenektir, genellikle böyle şenlikler kapsamında yapılan toplantılarda hamasi konuşmalar yapılır, çeşitli konularda çeşitli kurumlar ve kişiler eleştirilir ancak sonuçta somut bir sonuç ortaya konulamaz. Bu sebepten, hatta gitmeyeyim, İsmail Ağabey’den özür dileyeyim diye bile düşündüm. Ancak eşim, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu’nun konuyu ciddiye aldığını söyleyince katılmaya karar verdim. İyi ki de böyle yapmışım. Çünkü Türk dünyasının sorunları, bu sorunlara yaklaşımlar ve çözüme yönelik beyin fırtınası anlamında çok şey öğrenmiş oldum.

Çalıştay, 22 Temmuz günü başladı. Hem de sabah İstanbul’dan yola çıkıp kalacağımız otele yerleştikten sonra hemen çalıştayın yapılacağı Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’na gittik. Toplantı için son derece uygun bir salon tahsis edilmişti. Bu vesileyle oda yetkililerine teşekkür etmek isterim.

Diğer yanda günlerden Cuma olması dolayısıyla erkekler namaza gideceklerdi. Buna rağmen aradaki 1 saati bile değerlendirebilmek için toplantı hemen başlatıldı. Toplantıyı yönetmek görevi de eşim Prof. Dr. Abdulhamit Avşar’a tevdi edildi.

Federasyon, çalıştay öncesinde Türk Dünyasının temel sorunları bağlamında bir ön çalışma yaparak 10 ayrı başlık belirlemiş ve bu başlıklar için 5 ayrı oturum öngörmüştü. Buna göre ilk oturumda birincisi “eğitim”, ikincisi “kültür, sanat ve edebiyat” olarak belirlenen iki başlık vardı. İkinci oturumun konusu “medya ve iletişim” ile “turizm ve tanıtım”dı. Üçüncü oturumda “dış politika” ve “iç politika” konuları ele alınacaktı. Dördüncü oturumda “ekonomi ve yatırımlar” ile “hukuk ve insan hakları”, son oturumda ise “göç ve mülteci” ile “STK’lar arası işbirliği” konuları tartışılacak ve katılımcıların bu konuyla ilgili görüş ve önerileri ele alınacaktı. Görüldüğü gibi her biri ayrı çalıştayların konusu olacak çok önemli ve aynı derecede güncel sorunların görüşülmesi planlanmıştı.

Ancak görüldüğü gibi çok kapsamlı başlıklar söz konusuydu. Bu nedenle, oturum yöneticisinin önerisiyle, her bir ana başlık ile ilgili aciliyeti olduğu düşünülen iki alt konu belirlenmesi ve bu çalıştayda onların tartışılmasına karar verildi. Böylece daha verimli tartışmalar yapılabilmesi ve daha elde tutulur sonuçlara ulaşılabilmesi mümkün oldu.

İlk kez düzenlenmesi nedeniyle toplantıya sınırlı sayıda sivil toplum kuruluşu yetkilisi davet edilmişti. Bu STK’lar da genellikle devletsiz Türk topluluklarının temsilcilerinden oluşuyordu. Tartışmalar da doğal olarak bu bağlamda gelişti ve en yoğun gündeme gelen konu da Afganistan Türklerinin karşılaştıkları sorunlar oldu.

Bunda, çalıştaya Afganistan Türklerinden hemen her boyun temsilcilerinin katılmış olmasının da rolü oldu kuşkusuz: Özbek, Türkmen, Kırgız Türkleri gibi. Ama en önemlisi, Türkiye’de maalesef varlığından pek haberdar olunmayan ama en az diğer boylar kadar Türk milletinin bir parçası olan Hazara Türklerinin temsilcisi de bulunuyordu. Kendisi Hazara Türkleri gerçeğini anlatan birkaç sayfalık bir bilgi notu da hazırlamıştı ve gerçekten herkesin okumasını tavsiye edeceğim bir yazı olduğunu söyleyebilirim.

Diğer taraftan STK temsilcilerinin en çok üzerinde durdukları ve rahatsızlıklarını dile getirdikleri hususlardan birisi, özellikle Afganistanlı Türklerinin kim olduklarının bilinmemesi ve Afgan olarak nitelendirilerek dışlanmaları hususuydu. Oysa kendilerine, büyüklerinin Türkiye’yi bir anavatan olarak tanıttıklarını, bu duygularla Türkiye’ye geldiklerini ama bilinçsizce kendilerine gösterilen bu öfkenin hayal kırıklığı ve burukluk meydana getirdiğini ifade ettiler. Ve şunun da altını özellikle çizdiler ki, hiçbir Afganistan Türk’ü ya da Suriye Türk’ü ya da Irak’tan gelen bir Türk, Türkiye’ye ve Türk halkına ihanet etmez, onun kötülüğüne çalışmaz; burayı en az kendi vatanları kadar aziz ve kutsal kabul ederler.

Bence de Türkiye’de kimi haklı endişelerle ortaya çıkan mülteci sorununda Türkiye’ye gelenlerin iyi araştırılması, Türk soylulara karşı daha duyarlı olunması Türkiye’nin bekası açısından da önemlidir diye düşünüyorum. Van Erciş’te Ulu Pamir köyüne yerleştirilen Kırgız Türkleri tecrübesi de bunun somut bir örneğidir bence.

Toplantıda Türk soylu kişilerin eğitim sorunları da önemli başlıklardan biri olarak gündeme getirildi. Yüksek öğrenim kadar ilk ve orta öğrenim konusunun da ciddi sıkıntı alanlarından biri olduğu, bununla ilgili acil ve yeterli önlemlerin alınması gerektiği ifade edildi. Bunu yaparken de her yaştan Türk soylu kişilerin Türkiye Türkçesini en hızlı şekilde öğrenebilmeleri için gerekli ortamların hazırlanmasının gereği dile getirildi.

Bunlar, çalıştayda dile getirilen sorun ve önerilerle ilgili sadece burada değinmek istediğim birkaç örnek. Yukarıda başlıklarını saydığım her bir alanda gerçekten üst düzeyli ve hayata geçirilebilir pek çok sonuç önerinin ortaya konulması Türk Dünyası STK’larının düzeyini göstermesi bakımından çok önemli ve bir o kadar da sevindiriciydi doğrusu.

Federasyon Başkanı İsmail Cengiz, alınan bu kararların ve tutulan görüşme tutanaklarının hassasiyetle değerlendirileceği ve oluşturulacak bir komisyonun gözden geçirmesinden sonra 1. Türk Dünyası STK Çalıştay Raporu olarak kamuoyuna açıklanacağını söyledi. Ayrıca öne çıkan konularla ilgili de özel çalıştaylar düzenlenmesinin düşünüldüğünü ifade etti ki son derece yararlı olacağı kanaatindeyim.

Sonuç olarak dopdolu iki gün süren bir çalıştay oldu. Ve ben böyle bir toplantıya davet edilmiş olmaktan ve bir nebze de olsa katkıda bulunabilmekten dolayı çok sevinçliyim. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği