Telefon
WhatsApp
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA MÜSLÜMAN MUHACİRLER MESELESİ

Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’da sayıları artan Müslüman muhacirlerin, hükûmet tarafından tehcire tabi tutulan Ermeni ve Rumların bıraktıkları mülklere yerleştirilmeleri doğal bir çözüm gibi görünsede mütarekeden sonra başlayan geri dönüşlerle beraber Müslümanların yerleştirildikleri mülklerden çıkartılıp, evlerin Rum ve Ermenilere iade edilmesi büyük bir sorunu da beraberinde getirmiştir. Göçmen Müslümanlar, geldikleri yerlerde mülklerini öylece bırakmak zorunda kalmışlardır. Birçoğu mallarını ve eşyalarını satamadan, canlarını kurtararak Anadolu’ya iltica etmişlerdir. Dolayısıyla Müslüman muhacirler ne bir gayrimenkule ne de mülk satın alabilecekleri bir maddi güce sahiptiler.

Osmanlı Hükûmeti, 3 Mart 1918 tarihinde imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile önceden kaybedilen ve işgal altında bulunan Kars, Ardahan ve Batum’u yeniden ele geçirmiştir. Bu vilayetlerin Osmanlı Devleti topraklarına geçmesiyle beraber buralarda Ermenilerin çoğalması ihtimali yükselmiş ve muhtemel bir Müslüman-gayrimüslim çatışmasının çıkma olasılığı Hükûmeti endişelendirmiştir. Osmanlı Hükûmeti, olası bir iç çatışmayı önlemek ve bazı yabancı devletlerin Osmanlı topraklarında bir Ermenistan devleti kurma hedefleri doğrultusunda ileride isteyebilecekleri herhangi bir plebisit (halk oylaması) ihtimaline karşı Müslüman nüfusun azalmaması için bazı tedbirler almıştır.  Tehcir sebebiyle doğu vilayetlerinde boşalan yerlere anlaşma sonrasında Kafkasya’daki Ermenilerin gelmesini önlemek isteyen hükûmet, bu bölgelere mülteci durumundaki Müslümanları yerleştirmek için çaba göstermiştir. Ancak, önceden anlattığımız gibi Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti’nin aldığı kararla, tehcir edilen Ermenilerin geri dönmelerinden sonra mülklerinden çıkarılan binlerce Müslüman evsiz kalmış ve bu durum, muhacir Müslümanların yerleşim sorunları ile beraber, yoksulluk, hastalık, asayişsizlik ve nizamsızlık gibi yeni meseleleri ortaya çıkarmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında özellikle doğu vilayetlerinde Müslümanların yerleşim yerleri Ermeni çeteler tarafından basılmış ve birçok Müslüman öldürülmüştür. Katliamlardan kurtulan ve kaçabilenler göçmen durumuna düşmüşlerdir. Balkan savaşlarından başlayarak Türk’ün ulusal bağımsızlık savaşını kazandığı 1922 yılına kadar geçen 10 yıllık süre zarfında Ruslar ve Ermeniler tarafından Doğu vilayetlerinde katledilen ve savaştan dolayı ölen Müslümanların sayısı 1.189.132 kişidir[2]. Justin McCarthy, “Ölüm ve Sürgün” adlı kitabında “Muslims and Minorities” adlı kendi eserindeki hesaplama yöntemini kaynak göstererek, 1912-1922 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin doğu vilayetlerindeki Müslüman nüfus kayıplarının dağılımını şöyle tespit etmiştir[3];

 

Vilayet                        :           Kayıp Nüfus                           :           Nüfus Kaybının Yüzdesi:

Van                                         194.167                                                          %62

Bitlis                                       169.248                                                          %42

Erzurum                                  248.695                                                          %31

Diyarbakır                              158.043                                                          %26

Mamuretülaziz                                    89.310                                                                        %16

Sivas                                       186.413                                                          %15

Halep                                      50.838                                                                        %9

Adana                                     42.511                                                            %7

Trabzon                                  49.907                                                                        %4

Toplam                                   1.189.132                                                       %24

 

Osmanlı Devleti’nin o dönemdeki mülki taksimatına uygun olarak vilayetlere göre yapılan Müslüman kayıp nüfus dağılımı gerçekte birçok şehri kapsamaktadır. Vilayetlere bağlı sancaklar göz önüne alındığında ölen ve muhacir pozisyonuna düşen Müslümanların sayısının çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı anlaşılacaktır.

 

Hüseyin ALPASLAN;

Tarihçi-Yazar

alpasker.84@hotmail.com

 

Kaynakça

[1] Justin McCarthy; “Ölüm ve Sürgün” (çev. Fatma Sarıkaya), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2018, s. 181, Tablo:10.

[2] Ömer Lütfi Taşçıoğlu, “Birinci Dünya Harbindeki Türk ve Ermeni Kayıpları”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 (1-28), 1 Aralık 2017, s.15.

[3] McCarthy, a.g.e., s.265, Tablo 21.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği