Telefon
WhatsApp
AZERBAYCAN’IN MUHACİR ŞAİRİ ALMAS YILDIRIM.

Bunun bir çok sebepleri vardı. Bu sebeplerden biri de Almas Yıldırım’ın istidatlı olmasıydı ve birçok şairleri gölgede koyabilirdi. İkinci sebeplerden biri ve en önemlisi  bir taraftan onun muhacir olmasında, Azerbaycan’dan kendi doüup büyüdüğü hatıraları olan vatanından sürülmesinde çoğu şair ve yazarlar suçluydular. Almas Yıldırım’ı satmışlardı. O devirde Rusların ve arka pilanda Ruslara ön ayak olan Ermenilerin kılıcının arkası ve önü kestiği zamanlardı. Azerbaycan aydınlarına divan tutma zamanları idi. İçimizdeki çoğu aydın sayılan kişilerin kendi menfaatini düşünen zihniyetlere de bir molodes uğruna kendi arkadaşlarını güdaza verme şansı yaranmıştı ve sangi yarışıyorlardı. Proletar şairi olmak işgalci Rusların, bu işgal zaferlerini ve çirkin emellerini överek yükselen şairler, yazarlar ortaya atılmıştır. Süleyman Rüstem, Resul Rza, Mirza İbrahimov gibi proletar şair ve yazarların devranı idi. Almas Yıldırım Azerbaycan’da unutulmuştu. Bizim kuşak Almas Yıldırım’ın adını ders kitaplarında orta okul ve lisede okuyamamış adına hiç rastlamamıştık. Bizler Hüseyin Cavid’i, Mikayıl Müşfik’i, Ahmet Cavad’ı, Cafer Cabbarlı’yı ve adını anmadığımız diğer milli şairlerimizi tanıdığımız halde, nasıl oldu da Almas Yıldırım’ın adını duyamaz olduk?  Almas Yıldırım’ı bize kim tanıttı? Almanya’nın Münhen şehrinde Mirza Hazar’ın kurduğu “Azadlık” radyosu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’da “Türkiye’nin Sesi” radyoları vasıtasıyla ilk defa duymuş olduk.

                İkinci taraftan Almas Yıldırım’ı bize 1991 yılında Sovyetler Birliği dağılma arifesinde iken Azerbaycan’da ilk defa Bakü Devlet Üniversitesi’nin öğrencileri tarafından başlatılan Milli Azatlık hareketi ve AHC’nin kurulması ile 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığı  ilan edilerek iktidara gelen Ebülfez Elçibey’ın konuşmalarından duymuştuk. Ebülfez Elçibey’in iktidarı döneminde Güney Azerbaycan’dan Kuzey Azerbaycan’a gelen aydınlar, şairler ve sanat adamları içerisinde bugün herkesn sevdiği yakından tanıdığı Araz Elses de vardı. Araz Elses ilk defa Azerbaycan’da zorluklarla da olsa bir konseri gerçekleştirilmişti ve o muhteşem konsere Ebülfez Elçibey de katılmıştı. Elçibey o zaman konser sırasında ayağa kalkarak Araz Elses’ten  Almas Yıldırım’ın “Esir Azerbaycan” şiirini okumasını istemişti. Araz Elses elinde tuttuğu kopuza benzer gitarını ayarladıktan sonra bir an durdu salona uzunca bakar derin bir soluk alarak sanki kendi dünyasına dalarak Almas Yıldırım’ın “Azerbaycan benim bahtsız anam oyy” diye içimizi açıtan o hüzünlü sesi duyan herkes, bütün salon ayağa kalkmıştı. Elçibey de kalkmış ayakta alkışlıyordu. O zaman biz Almas Yıldırım’ı yakından tanımış ve sevmiştik. Araz Elses konseri bitirirken salondakiler yeniden ayağa kalkmış dakikalarca alkışlamıştı. O izdihamın bizzat tanığı olarak bahtiyarım. Muhteşem bir konserdi.    

                Azerbaycan’ın muhacir şairi Almas Yılıım 1907 yılında Azerbaycan’ın Bakü şehrinde Abşeron ilçesinin Çemberkend adlanan köyünde doğdu. Almas Yıldırım’ın asıl adı Yıldırım aile mahlası ise Almaszadedir. Almas Yıldırım çok genç olsa da 1918’de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu görmüş ve cumhuriyetin Ruslar tarafından işgal edilmesinin acısını ömrünün sonuna kadar unutamamıştı. 1925’de liseyi bitirirken o artık Azerbaycan’ın milli şairleri Ahmet Cevat’ın, Hüseyin Cavid’in ve Cafer Cabbarlı’nın eserlerinden faydalanarak ilham almıştır. Almas Yıldırım liseyi bitirdikten sonra 1919 yılında kurulan Mehmet Emin Resulzade adına Bakü Devlet Üniversitesi’nin Şark edebiyatı bölümünü kazanır. Ancak çok geçmeden Almas Yıldırım baban “kulaktır” (zengin aile ) adıyla üniversiteden uzaklaştırılıyor. Almas Yıldırım aydın düşünçeli genç edebiyatçı gibi sistemin “ayık-sayık” keşikçilerinden olan Proletar yazarlar cemiyetinin müdürü Mustafa Kuliyev (kendisinin de sonradan kurşuna dizildiği bilinmektedir) hiddetle yazıyordu: “Yazıcılar arasında Musavtçılara aşık ve Türkiye çavuşlarının gerçek öğrencisi olan Almas Yıldırım’ın yer almış olduğu meydana çıkmaktadır. Bunlar Ahmet Cevad’ın ve Hüseyin Cavit’lerin yolcusudurlar. Milli edebiyat yaratmak maksadıyla gamlı mersiyeler yazan bu gibi genç şairelerden edebiyatımızı temizlemeliyiz”.

                Almas Yıldırım Mustafa Kuliyev’ın Ruslara yardakçılık ettiği suçlamalardan sonra derhal yazıcılar birliğinden ihraç edilir ve onun işi GPU’ya gönderilir, böylece Türk şairlerinden birisinin daha meşakketli hayatı başlar.  Sovyetlerin güdümünde olan Yazıcılar Birliğinden atılan Almas Yıldırım’ı Dağıstan’a sürgün ettiler ve şair iki yıl Azerbaycan’dan vatanından uzaklarda yaşamak mecburiyetinde kaldı.  Aslında o tarihten sonra Almas Yıldırım ebedi olarak vatanından ayrılarak bir daha Azerbaycan’a geri dönemedi. Vatanından uzaklaştırılan şair muhacir hayatı yaşamaya mecbur bırakıldı. Ancak Almas Yıldırım, yılmadı. 

  

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği