Telefon
WhatsApp
ADA EKSPRESİNDE BİR YOLCULUK

Ekspres perona yanaşmış ve sabahın bu erken saatinde gelecek olan yolcularını bekliyordu. Numaralı olanlar bittiğinden mecburen numarasız vagon için bir tane bilet alıp trene yöneldim. Sağ taraftaki boş koltuklardan birine ve tabiki cam kenarına oturdum. Hareket saati yaklaştığında koşturmaca sesleri oturduğum yere kadar gelmeye başladı. Biraz dönüp camdan baktığımda aceleyle koşuşturan insanları gördüm. Hareket sireni çaldığında son yolcular da bindi. Son anda vagona binmeyi başaran bir amca belli ki konuşmak için nefesi yetmediğinden soluk soluğa eliyle beni selamlayarak yanımdaki koltuğa oturdu. Adapazarı-İstanbul yolculuğu böylece başladı.

            Tren yolculuklarını severim ben. Koltukları rahat ve içerisi daha ferahtır. Bir de cam kenarındaysam değmeyin keyfime! Panoramik manzaraları severim en çok. Ee bu seyahatte de bunları bekliyordum doğal olarak. Fakat az sonra belli ki soluklanmış ve artık dinlenmiş olan yanımdaki amca tüm yolculuğumun gidişini de beklentilerimi de değiştirecekti.

            İlk adı Kent Park olan alanın yanından süzülerek geçen trenden buraya bakarken amcanın sesi kulaklarımın hemen yanı başında yükseldi:

  • Bak Evlat! Burada çalıştım ben yıllarca. Sonra da emekli oldum. Zirai Aletler Fabrikası’ydı burası. Bak şu kuleyi görüyor musun? Orası bacaydı. Ne günlerdi. Hey gidi günler, hey!

Amca dalıp gitmişti. Ben ise parka daha dikkatli gözlerle baktım. Sabah yürüyüşü yapanlar bir zamanlar fabrika olan bu alandaki yürüyüş yollarını adımlıyorlardı. Birden merakımı uyandırmıştı. Telefonumdan fabrikanın tarihçesine baktım;

“Kasım 1916’da Adapazarı’nda zirai aletler ve diğer küçük makineleri üreten büyük bir fabrika kurulmuş ve açılışını da bizzat Harbiye Nazırı Enver Paşa yapmıştı. Fabrika orduya nakliye arabası ve tüfek parçaları da üretmeye başladı. Cumhuriyet Dönemi’nde Demir Tahta Fabrikası adını aldı. 1943 Adapazarı depreminde yıkılana kadar üretime devam etti. Fabrikanın arsaları ile enkazı Türkiye Zirai Donatım Kurumu tarafından satın alındı. Aynı bölgeye bu sefer tarım aletleri fabrikası kuruldu. Uzun yıllar boyunca üretim yaptı. Bünyesinde traktör de üreten tesis 2003 yılındaki özelleştirme sonrasında arsaları belediyeye devredilerek tarihe karıştı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi aynı alanı şimdiki parka çevirdi…”

“Vay be!” dedim kendi kendime. Her gün önünden geçtiğim bu park meğerse bir zamanlar Cumhuriyetin en önemli milli üretim hamlelerinden birine sahne olmuş.

Duruma üzüldüm. Çünkü bildiğim kadarıyla yerinde şimdi neşe içinde (!) insanların dolaştığı bir park bulunan bu fabrika başka bir yerde üretime devam etmiyordu. Canım sıkılmıştı. Yerimden kalktım. Başka bir vagona gittim. Artık Sapanca göl manzarası filan umurumda değildi. Tadım kaçmıştı. Bu sefer sol tarafta bir cam kenarı bulup oturdum. Burada da hemen yan koltuğumda uyuklayan başka bir amca vardı.

İzmit’e kadar donuk bakışlarla seyrettim dışarıyı. Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum. İzmit Halkevi’nin yanından geçmiştik. Bu sırada yanımdaki amca da uyandı. Özlem dolu gözlerle pencereden bakıyordu. SEKA Park sahil boyunca uzun bir hat boyunca uzanıyordu. Amca “ne yıllardı” diye iç geçirip başladı anlatmaya:

  • Burada benim ömrüm geçti. Çocukları buradan aldığım işçi maaşıyla büyüttüm. Bak! Şurayı görüyor musun? İşte orada çalışıyordum ben. Büyük tomruklar havuzlara alınırdı önce. Kâğıt olana kadar türlü işlemlerden geçerdi. Hey gidi günler, hey!

Ben “yine mi” demekten kendimi alamadım ama buranın da hikâyesini merak etmiştim. Hemen baktım yine tarihçesine;

“Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları A.Ş. altında 1934 yılında kuruldu. Uzun yıllar Türkiye’nin kâğıt ihtiyacını tek başına karşıladı. Kısa adı SEKA olan kuruluş 1998 yılında özelleştirme kapsamına alındı. 2005 yılında ise tamamen kapatıldı. Sonrasında aynı arsalar üzerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından şimdiki park yapıldı…”

Ruhum sıkılmıştı iyice. Ama bu sefer yer değiştirmedim. Yanımdaki amca anılara dalarken, ben de uzaklara dalmıştım. Şimdilerde ülkemde kâğıdın dışarıdan ithal edilmesi demek ki bundan dedim. Acaba son zamanlarda kitaplar da bu yüzden mi daha pahalıydı? Aklımda bu düşünceler, zaman zaman pencereden gördüğüm Marmara Denizi’ndeki ufuk noktasına anlamsızca bakıp durdum. Bir ara boynumu çevirip baktığımda SEKA emeklisi amcanın yanımdan kalkmış olduğunu fark ettim. Demek ki ara istasyonların birinde inmişti. Ama yalnızlığım uzun sürmedi. Yanıma yine sevimli bir amca oturdu. Gülümsedim. Bugün anlaşılan “yakın tarih” günüydü.

Tren yoluna devam ederken “acaba bu sefer neler duyacağım” beklentisi içindeydim. Bu amcada da bir potansiyel var gibi görünüyordu. Haklı çıktım. Tren Hereke İstasyonu’nda durunca yanımdaki amcanın gözleri dışarıya daha dikkatli bakmaya başladı. Sanki tanıdık birilerini arıyor gibiydi. Tren istasyondan yeni hareket etmişti ki ‘sahilde şuracıkta çay bahçesine gelirdik ailece’ dedi ve başladı anlatmaya:

  • Burası, bak şu metruk binalar bir zamanlar halı fabrikasıydı. Çok kaliteli halılar üretirdi. İşte ömrüm burada memur olarak geçti benim.  Burası 1843 yılında sarayların döşemelik ve perdelik ihtiyacını karşılamak üzere Hereke Fabrika-i Hümayunu adıyla üretime geçmiş. Osmanlı İmparatorluğu’nun o tarihe kadar ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı fabrika işte bu, şimdi virane olan Hereke Fabrikasıydı.  Hereke Fabrika-i Hümayunu, II. Abdülhamit döneminde halı üretimine başlamış ve dünyaca tanınan Hereke halıcılığının temelleri atılmış. Cumhuriyet döneminde Hereke Sümerbank Halı Dokuma Fabrikası adıyla üretime devam eden bu dünyaca ünlü fabrika 1995 yılına kadar fiilen üretime devam etti. Bu beldenin, Türkiye’nin kalkınmasında rol oynadı. İşçiler ve memurlar burada her türlü sosyal hakka sahip olarak çalışır, üretirdik ve her yıl milyonlarca lira ihracat yapılırdı buradan. 2001 yılında burası özel sektöre satıldı. Milli Saraylara bağlı bazı binaları dışında kaderine terk edildi. Şimdi bak keçiler otluyor bahçesinde! Oysa biz burada yıllarca emek verip dünya çapında bir “halı” markası yaratmıştık! Yazık. Çok yazık!

Evet, bence de yazık! Hem de çok yazık! Bu sefer telefona bakma ihtiyacı hissetmemiştim. Ayrıntıları ‘yaşayan bir tarih’ tarafından ilk elden almıştım.

Amca, sonraki durakta indi. Ben ise dinlediğim bu son hikâye ve bu hikâyenin geçtiği alanları gördüğüm tren penceresinden donuk bakışlarla izliyordum dışarıyı. Ada Ekspresi’ndeki bu yolculuk tam bir “kapanan fabrikalar turu” olmuştu. O an yeni bir sürprizi daha kaldıramayacağımı anladım.

Ve perdeyi indirdim!

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Ocak Eczanesi
0 344 231 68 00
Dulkadiroğlu İlkokulu Arkası Aslanbey Asm Karşısı Bim Üstü Perifer Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Dulkadiroğlu
Üzüm Eczanesi
0 344 223 92 23
Yeni Hükümet Cad. 10. Sk. No: 3/C , Hayat Hast. Karşısı Çarşı Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Aysun Eczanesi
0 344 215 40 15
Necip Fazıl Mah. 50043. Sk. Tekzen Aşağısı Opet Karşısı Akbank Arkası Kadın Doğum Onikişubat/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Okan Eczanesi
0 344 234 16 86
Haydar Bey Mah. Tekerek Yolu Boğaziçi Yol Ayrımı Taç Sit. Altı Tıp Fakültesi Onikişubat/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Ortasekı Eczanesi
0 344 223 68 52
Akçakoyunlu Mah. Cumhuriyet Lisesi Civarı Ortaseki Asm Karşısı Devlet Hastanesi Onikişubat/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Onikişubat
Şahbaz Eczanesi
0 344 225 42 42
Hayrullah Mah.Megapark Hastanesi Civarı Dumlupınar(Mado) Asm Çaprazı No:99 Megapark Vatan Onikişubat/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Afşin
Atlas Eczanesi
0 344 511 72 30
Afsınbey Mahallesı Melıksah Sokak No:5 Afsın/K.Maras Afşin/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Andırın
Gökşen Eczanesi
0 344 561 32 74
Yeni Mah. Hükümet Cad. 61/A Andırın/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Çağlayancerit
Deva Eczanesi
0 344 351 22 04
Istıklal Mah. Cumhurıyet Cad.No:54/A Çağlayancerit/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Ekinözü
Ekınözü Eczanesi
0 344 481 23 90
Içmeler Mah. Ibnı Sına Mah. No:25/A Ekinözü/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Merkez Eczanesi
0 344 413 10 52
Güneslı Mah.K.Maras Cad.No:38 Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Elbistan
Yasin Eczanesi
0 344 415 28 28
Kızılcaoba Mah. Kışla Cad. 25/C Elbistan/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Göksun
Sultan Eczanesi
0 344 714 37 89
Cumhurıyet Mah.Istıklal Cad. Bıla No Göksun/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Narlı
Saglık Eczanesi
0 344 331 20 98
Narlı Cumhuriyet Mah.Atatürk Cumhuriyet Bul.No:15/A Narlı/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Nurhak
Nurhak Canlar Eczanesi
0 344 471 30 00
Hüyük Mah. Yaşar Kemal Cad. No:3/B Nurhak/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Pazarcık
Hayat Eczanesi
0 344 311 28 00
Cengız Topel Mah. Atatürk Caddesı No:176 Pazarcık/Kahramanmaraş


Kahraman Maraş/Türkoğlu
Asude Eczanesi
0 542 618 24 00
Gaziosmanpaşa Mah.1002 Sok. No:3/B Türkoğlu Türkoğlu/Kahramanmaraş


Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği