Telefon
WhatsApp
“RUS’TAN DOSTUN OLURSA…”

Bir süredir Türkiye-Rusya ilişkilerinde yaşanan gelişmeler bana bu deyimi hatırlattı nedense.

Bildiğiniz gibi, geride bıraktığımız günler içinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bir buçuk yıllık bir aradan sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi şehrinde bir araya geldi. Aslında, kadim bir Türk yerleşim yeri olan, ancak özellikle Sovyetler Birliği döneminde Rus liderlerin dinlenme merkezi haline, bir anlamda yazlık başkent haline getirilen Soçi’deki bu görüşmede başta Suriye’deki son gelişmeler başta olmak üzere çeşitli bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanları 3 saate yakın ikili görüşme yaptılar. Sonrasında yapılan açıklamalarda mevcut sorunların çözümlenmesi ile ilgili önemli mutabakatlar sağlandığı açıklandı, iki ülke arasında işbirliğinin güçlendirilerek devam ettirileceğine vurgu yapıldı. Böylesine olumlu bir hava oluşmasına rağmen niçin yukarıdaki atasözünü hatırladığımız sorulabilir. Onu izah etmeye çalışalım.

Öncelikle, eski bir istihbaratçı olan Putin’in sessiz ve derinden izlediği uluslararası politikanın niteliğine bir alıntı ile değinmek istiyorum. ABD’nin dış politikasının belirlenmesi ve yönlendirilmesinde önemli etkisi bulunan Foreign Affairs dergisi, son sayısında Putin’in izlediği dış strateji ve elde ettiği kazanımlarla ilgili ilginç bir değerlendirme yazısına yer verdi. “Kremlin’in Garip Zaferi” başlıklı bu makalede, özetle, Putin’in ABD’nin uluslararası politikada çizdiği zikzakları nasıl kazanca çevirdiği ve Amerika’nın düşüşünü arttırdığı ele alınıyor. Bunu da ABD ile karşılaştırıldığında son derece düşük bir maliyetle gerçekleştirildiğinin de altı çiziliyor.

Rusya’nın benzer stratejiyi Türkiye’ye karşı da takip etmekte olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu anlamda öncelikle Türkiye’nin Rusya’nın dış politika çıkarlarını eleştirmesinin önüne geçmeye çalışmakta, bunu sağlayabilmek için de farklı yerlerden baskı kurmaktadır.  Örneğin daha önce Türkiye’nin Ukrayna’ya insansız hava araçları satması nedeniyle, Çin virüsü salgınını bahane edip Türkiye’ye Rus turist gidişinin engellemişken, Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı tarihi konuşmada Kırım meselesini gündeme getirmesinden hemen sonra İdlib Rus uçakları tarafından bombardımana tutulmaya başlamıştır. Aynı şekilde çeşitli seviyedeki Rus yetkililer tarafından açık ya da dolaylı şekilde Türkiye hedefe konulmuş ve şantajlar yapılmaya başlanmıştır. Son Soçi görüşmesini bu açıdan da değerlendirmek gerekir kanaatindeyim.

Diğer yandan Rusya, Türk dünyası üzerinden de Türkiye’ye mesaj vermeye, nüfuzunun gerilemesi karşısında tavır almaya devam etmektedir. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, Erdoğan-Putin görüşmesinin hemen ertesi günü Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev ile görüşme yapılmasıdır. Buradan şu mesaj verilmek isteniyor denilebilir. Türkistan’ın en önemli ülkelerinden biri olan Kazakistan’ın bizimle çok yakın ilişkileri var ve son derece yakınız algısı verilmek isteniyordu. Öyle ki, bunu desteklercesine, önceki görüşmelerde pek rastlanmayan bir şekilde, çevrimiçi yapılan bu toplantıda Putin’in arkasındaki Rus bayrakları ile yan yana Kazakistan bayrakları da sıralanmıştı.

Dolayısıyla görünürde Türkiye ile yakın ilişkiler olduğu izlenimi vermeye çalışan Rusya, aslında her yerde Türkiye’nin önünü kesmeye, zor durumda bırakmaya yönelik hamleler yapmaktan da geri durmuyor.

Suriye’de adım adım, Türkiye’nin terörden arındırdığı bölgeleri boşalttırmak ve Esed rejim güçlerine bıraktırmak için planlı gözüken bir ajanda yürütürken, PKK/PYD’nin de saldırıları için uygun ortam oluşturmaktadır.

Yine Barış Kalkanı harekatı sırasında devreye girerek, harekatı durduran iki ülkeden biri olan Rusya, Membiç konusundaki sözünü de tutmamış, bölgeden terör unsurlarının temizlenmesi konusunda adım atmamıştır. Ancak, Türkiye’nin elini-kolunu bağlamak için her şeyi yapmıştır ve yapmaktadır.

Orta Asya Türk cumhuriyetleri konusunda da, Türk Konseyi çatısı altında ilişkilerin her geçen gün güçlenmesi karşısında harekete geçmiş durumdadır. Kozlarını açık olarak oynamasa da bu birliği sekteye uğraması için elinden geleni yapmaktadır. Bu yıl ortalarında tamamen Rus askeri denetimindeki Tacikistan’ın Kırgızistan sınırındaki bölgelere askeri müdahalede bulunması ve onlarca sivili katletmesi de rastgele bir durum değildir. Kazakistan’ın Latin alfabesi kararı ile kültürel etkisinin zayıflayacağını görerek, bu ülkeyi de çeşitli kanallarla tehdit etmekte olduğu da malumdur.

Aynı şekilde, Karabağ, Hankendi ve Hocalı şehirleri ile birlikte tamamen Azerbaycan’ın kontrolüne geçmek üzere iken, bir Rus helikopterinin mahiyeti meçhul şekilde düşürülmesi sonucu Rusya devreye girmiş ve harekatı durdurmuştur. Bu sırada yine akıllı bir manevra ile Rus askeri Karabağ’da konuşlandırılmış, Ermenilerin yaptıkları saldırıların karşılık görmemesi anlamında,  güvence haline gelmiştir. Nitekim takip edenler bileceklerdir ki, son zamanlarda sık sık saldırılar olmakta ve Azerbaycan askerleri Rus himayesindeki Ermeniler tarafından şehit edilmektedir. Buna karşın anlaşmada olduğu açıklanmış olmasına karşın Türk askeri Karabağ’daki ihtilaflı bölgeye konuşlandırılmamıştır.

Velhasıl Rusya, Türk tarihinin önemli bir unsurudur. Ve her yerde çıkarları Türklerin çıkarlarının karşısında olmuştur ve olmaktadır. Dolayısıyla Ruslarla dostluk ederken, dikkatli olmak, onların tarihi emel ve hedeflerini unutmamak gerekir.

Hava AVŞAR

HRC MEDYA YAZARI

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Kahramanmaraş Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği